Meslek eğitimi; memleket meselesi

Ülkemizin kalkınmasında en önemli kriterlerden biri olan ' Mesleki Eğitim' konusu üniversitelerin, sanayicilerin ve sivil toplum kuruluşlarının ana gündem maddesi olmayı sürdürüyor.

Meslek eğitimi; memleket meselesi

Ülkelerin gelişmesi ve kalkınmasında temel unsur olan sanayileşme ve sanayi sektörünün gelişmesi üretim artışı ile ekonomik gelişmeyi de sağlar. Sanayi toplumunun temel unsuru ise bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarına sahip, yüksek verimi gerçekleştirecek, kalifiye insan gücüdür. Kalifiye elemanların bilgi ve becerisi, ekonomik başarının da temelidir. Bu noktada ülkemizin kalkınmasında da en önemli kriterlerden biri kuşkusuz mesleki eğitimdir.Günümüzde, hızlı teknolojik gelişim ve dünya düzeyindeki yapılaşma değişiminde Mesleki Teknik Eğitimin öneminin çok büyük olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Sosyal, ekonomik ve teknolojik alanda gerçekleşen hızlı değişim iş hayatını da yakından etkilemektir. Mesleki bilgilerin bir kısmı zamanla geçerliliğini yitirirken diğer taraftan yeni bilgiler ortaya çıkmakta ve bu da hizmet içi eğitimin önemini ortaya koymaktadır.  Bu bağlamda Bursa’da da birçok kurum ve STK, çalışabilir üretken gençleri topluma kazandırmak ve çalışanlarını iş hayatındaki güncel gelişmeler hakkında bilgilendirmek adına değerli çalışmalara imza atıyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saim KILAVUZ
Öncelikle mesleki eğitimin; günü yakalayan, modern alt yapısı olan, gelişmiş teçhizatın bulunduğu, araştırma ve uygulama kısmının gerek sahada gerekse de laboratuvar ortamında verildiği, donanımlı bir akademik ekibin yürüttüğü ortamda verildiği takdirde faydalı olacağına inanıyoruz. Fakat, tüm bunları yaparken iş dünyası temsilcilerinin isteklerine kulak vermezseniz, maalesef eğitimlerinizin başarıya ulaşma şansı yoktur. Sanayicinin, ekonomiye yön veren insanların aradığı teknik elemanı yetiştirmek için Üniversite-Sanayi işbirliği denilen olgunun en yüksek seviyede işletilmesi gerekiyor. Kurumlar bunları yaparken öğrencinin ve ailesinin de yükseköğrenim tercihini doğru hedefler üzerine kurması gerekiyor. Öğrencinin isteği ve yeteneği doğrultusunda tercih edeceği bölümde alacağı eğitimleri özümsemesi, dersleri düzenli takip etmesi, stajlarını en iyi kurumlarda yapması ve mezuniyet aşamasında aldığı eğitimin yeterliliğini sorgulayabilmesi büyük bir önem taşıyor. Bu hedeflerle kurulmuş olan sivil toplum kuruluşları, dernekler ve meslek örgütlerinin de gerek eğitim kurumları ile gerekse de öğrenciler ile yoğun bir iletişim halinde olmalarını bekliyoruz. Elle tutulur fikirler ve projeler üreterek ilgili birimlere bunları aktarmalı ve takipçisi olmalılar. Nihayetinde baktığımız zaman mesleki eğitimin parçasını oluşturan tüm olguların kendi üzerine düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmek için uğraş vermesi gerektiğini düşünüyorum. Herkes görevini tam olarak yaptığı takdirde ülkemizde meslek eğitim sisteminin yıldızı kendiliğinden parlayacaktır. Kalkınmanın ve gelişmenin temelinde doğru bir mesleki eğitim sistemi yatmaktadır.
Üniversite yönetimi olarak göreve geldiğimiz ilk günlerde tüm meslek yüksekokullarımızdaki altyapıyı ve şartlarımızı gözden geçirdik. Acil giderilmesi gereken eksiklikler için çalışmalarımızı başlattık. Günü yakalayan eğitimlerin verilmesi adına farklı bölümlerde farklı programları hayata geçirdik. Bunun en yakın örneği 2020-2021 eğitim öğretim döneminde Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulumuzda faaliyete başlayacak olan Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi Programıdır. 40 öğrenci ile faaliyete geçireceğimiz program için en kısa zamanda donanımlı bir laboratuvar ortamı oluşturacağız. Sanayicilerimiz ile işbirliği halinde bu programı geliştirecek ve inşallah yerli otomobilimiz için hizmet edecek teknik personeli buradan sağlayacağız. Bunun yanı sıra ülkemizin önde gelen sanayi kuruluşlarından birisi olan Ermaksan ile Tıp ve Diş Hekimliği Fakültemizin akademik kadrosunu bir araya getirdik. Fakülte tarihinde ilk kez olan bu buluşmada tam 7 proje üzerinde görüşmeler yürütüyoruz. Bu çalışmanın sonunda da ülke ekonomisi, yerli üretim ve bilim adına çok özel projelerin ortaya çıkacağına inanıyoruz. ÜSİGEM-KÜSİ Gönüllü Çalışma Grubumuz ise her ay düzenli toplantılar yaparak iş dünyası ve Üniversite arasındaki irtibatın geliştirilmesi adına önemli adımlar atmaya devam ediyor. İşte bu anlayış, işbirliği ve istek ile mesleki eğitimin istenilen ve hak ettiği noktaya gelebileceğine inanıyoruz. Toplam 15 aylık görev süremiz içerisinde tüm bu adımları attık, projeleri geliştirmeyi başardık. Pandemi süreci bir nebze olsun yavaşlattı. Fakat kesinlikle durmayacağız. Bu konudaki planlarımızı aynı hız ile sürdürmekte kararlıyız. İnşallah görev süremiz içerisinde çok daha önemli başarılara imza atacağız. 
Gençlerimiz ve ailelerine mesleki eğitimin önemini, gelecek adına ne gibi katkılar sağlayacağını daha iyi anlatmak gerekiyor. Sorunun temelinde; ailelerin ve gençlerin mesleki eğitim denildiği zaman konuyu çok iyi kavrayamadıklarının yattığını düşünüyorum. Tüm gençlerin mühendis olması, doktor olması, bilim adamı olması, öğretmen olması elbette ki mümkün değil. Burada asıl bakılması gereken nokta ‘alan yatkınlığı’dır. Bir öğrenci orta öğretim eğitiminin sonuna kadar hangi derslere yatkın, hangi özel yetenekleri var, ne gibi çalışmalardan hoşlanıyor, bunların doğru tespit edilmesi ve eğitimciler tarafından aileleri ile de görüşülerek doğru yönlendirilmeleri gerekiyor. Örneğin; liseyi bitirene kadar hiç elektrik konusuna ilgi duymayan, bu konuda çalışma yapmayan veya proje üretmeyen bir gencin sınav sonucunda Elektrik Mühendisliği kazanması veya meslek yüksekokulunda elektrik bölümüne gitmesi ona ve çalışacağı alana önemli bir katkı sağlamayacaktır. Oysa meslek lisesinde elektrik okuyan bir gencin, meslek yüksekokuluna geçiş yapabilmesi sağlansa, başarılı olanların daha sonra mühendislik fakültesine geçmesine imkan verilse, gerek sektör için gerekse de öğrenci için çok daha faydalı bir eğitim modelinin uygulanmış olacağı kanaatindeyim. İş dünyası temsilcisinin de böyle bir eğitim almış genci daha çok isteyeceğine inanıyorum. 

Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Sabahattin DÜLGER
2023 Eğitim Vizyonu içinde geniş ve önemli yer bulan mesleki eğitim; tüm yönetim kademelerimiz ve toplumun her kesimi için öncelikli konuma gelmiştir. Bu doğrultuda belirlediğimiz yol haritası ve Bursa’nın mesleki eğitimdeki potansiyelini dikkate alarak oluşturduğumuz strateji çerçevesinde; mesleki ve teknik eğitime atfedilen değerin artırılması, eğitim ortamları ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, eğitim-istihdam-üretim ilişkisinin güçlendirilmesi ve nitelikli işgücünün yetiştirilmesi için tüm alanlarda, ilgili sektör ve STK’lar ile işbirliği seferberliği başlatılmıştır.
Sayın Bakanımız’ın ve Sayın Valimiz’in himayelerinde imzalamış olduğumuz işbirliği protokolleri ile yerel ve ulusal paydaşlarımızla planlayarak hayata geçirmeye başladığımız çalışmalar; belirlediğimiz hedeflere ulaşmamızı kolaylaştırmakta, yapılan çalışmaların sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlamaktadır.
Mesleki ve Teknik Eğitim alanında Bursa’da yakalanan ve hepimizi heyecanlandıran bu rüzgârda; tüm paydaşlarımızın çok değerli destekleriyle, büyük bir özveri içinde ve gönülden gerçekleştirilen çalışmalar; sadece şehrimiz için değil ülkemiz için de “model” haline gelmektedir.
Sektör temsilcileri ve STK’ları mesleki eğitim alanında gerçekleştirilen her çalışmanın içine dâhil ederek, öğrencilerimizin her fırsatta sanayi ile buluşmaları için ortamlar tesis ederek; bu rüzgarı daha da güçlendirecek, sürekliliğini sağlayacağız.
Mesleki gelişim için; okul ortamında kazanılan bilgi ve becerilerin, mutlaka ve mutlaka sahada, sanayi ortamında pekiştirilmesi lüzumu bulunmaktadır. Mesleki eğitimin güçlendirilmesinin Ülkemiz  kalkınmasının sürdürülebilirliğini sağlamanın önemli bir unsuru olduğunun farkına varıp tüm tarafların sorumluluklarını yerine getirmede güçlü bir iradenin ortaya konması gerekiyor. Bakanlığımız’ın ortaya koymuş olduğu gülü irade de; mesleki eğitimin güçlendirilmesi odağındaki tüm çalışmaların desteklendiğini ve sonuca yönelik uygulamaların hızlıca hayata geçirilmesini sağlıyor. İstihdama yönelik nitelikli işgücünün yetiştirilmesine yönelik ihtiyaç duyulan tüm altyapının sağlanmış olduğunu ifade edebilirim. İlimiz özelinde Bakanlığımız ve Valiliğimiz himayelerinde gerçekleştirdiğimiz işbirliği çalışmaları ile bu yolda önemli adımlar attık. Öğrencilerimiz, son sınıfı beklemeden 10 ve 11. sınıf meslek derslerini fiilen işletme ortamında, öğretmenlerinin ve sahadaki uygulayıcıların refakatinde işlemekte, sanayi havasını erkenden teneffüs etmeye başlamaktadırlar. Yine bu işbirlikleri çerçevesinde mevcut müfredatlar değerlendirilmekte, sektörden alınan geribildirimler doğrultusunda yenilenmekte ve geliştirilmektedirler. Örneğin; sektörün ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda, otomotiv, endüstri, biyoteknoloji, uzay, havacılık ve saatçilik sektörü gibi birçok alanda kullanılan ve ileri teknolojinin temelini oluşturan mikromekanik alanında, 150 yıllık Bursa Tophane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde istihdam garantili mesleki eğitim verilecek. Aynı şekilde elektrikli araç üretimi alanında yeni bir vizyon ortaya koyan ülkemizde Elektrikli Araçlar dalı ilk kez Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde açılacak. Bu dalların program çalışmaları ve eğitim-öğretim gereklilikleri, bizzat sektör uzmanlarının destekleriyle, Bakanlığımız himayelerinde ilimizde gerçekleştirilmekte; bunun da bizler için ayrı bir gurur vesilesi olduğunu ifade edebilirim.

Öğrencilerin meslek alanlarına yönlendirilmesi ve sanayinin özendirilmesi amacıyla; kurmuş olduğumuz işbirlikleri aracılığıyla etkili çalışmalar yaptığımızı ve sonuçlarını almaya  başladığımızı ifade edebilirim. Tabi bu çalışmalar için “artık yeter, daha fazlası olamaz” gibi bir düşünce içinde değiliz ve hiçbir zaman da bu düşünce içinde olmayacak, sürekli “daha”sı için gayret sarf edeceğiz. Erken sınıflarda işletmede mesleki eğitim, burs desteği, sosyal ve kültürel organizasyonlar; birçok okulumuzda, paydaşlarımız aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz uygulamalar arasında… Bu organizasyonlar; hayata geçirdiğimiz işbirlikleri ile sürekli hale gelmeye başladı. Örneğin; Uludağ OSB ile 5 okulumuz üzerinden gerçekleştirdiğimiz işbirliği çalışması sayesinde, sektörün ihtiyaç duyduğu ve okullarımızda eğitim-öğretim yapılmayan bir meslek dalı, bu protokol çalışmasının ayrıntıları öğrenci ve velilerimizle paylaşılınca tekrar açıldı ve öğrencilerimiz eğitimlerini okulun yanı sıra işletme ortamında da “istihdam garantili” şekilde almaya başladılar. Bu gibi çalışmaların artması ve genele yayılması için sektörlerle ve ilgili STK’larla yoğun bir işbirliği içinde olduğumuz ifade edebilirim. Güçlü Türkiye’nin yolu, güçlü mesleki eğitimden geçmekte… Tüm kurumlarımızın bu bilinçle hareket etmesi, daha fazla gencimizin üretime dahil olmalarının önünü açacaktır.
Hayatımız boyunca tecrübe etmediğimiz bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. Bu süreç bize her zamankinden daha fazla yardımlaşma ihtiyacını hatırlattı ve insanı merkeze alan paylaşma algısını oluşturdu. Koronavirüs tedbirleri kapsamında meslek liselerimiz ile pek çok çalışma yürüttük ve bu çalışmalara devam ediyoruz. Meslek liseleri noktasında Bakanlığımızın da son zamanlarda çok önemsediği en doğru hamlelerden biri gerçekleşti. Şu ana kadar meslek liselerimiz ve diğer okullarımızda ürettiğimiz maskelerin sayısı 2,5 milyonu; dezenfaktan hacmi 500bin litreyi buldu. Bu, okullarımız açısından çok ciddi bir rakam… Üretilen ürünlerin dağıtımı Valiliğimizin koordinasyonunda ihtiyaç duyulan noktalara ulaştırılıyor. Ağırlıklı olarak sağlık kurumlarına iletiyoruz. Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından; öğrenci ve öğretmenlerimizin yıllardır sürdürdüğü 'Meslek Lisesi Öğrencileri Ailelerimizle Buluşuyor' projesi koronavirüs önlemleri kapsamında yeniden değerlendirildi ve kapsamı genişletildi. Meslek liselerinde üretilen temizlik ve dezenfektan malzemeleri ile cerrahi maskeler; Valiliğimizin koordinasyonunda Kaymakamlıklar bünyesinde kurulan VEFA Grupları ile işbirliği içinde  65 yaş üstü vatandaşlarımız başta olmak üzere ihtiyaç sahibi ve bakıma muhtaç ailelere ücretsiz ulaştırılıyor. Meslek liselerinin bu süreçte STK’ların da desteğiyle ürettiği maskeler ve temizlik/dezenfeksiyon malzemeleri ailelere ücretsiz olarak ulaştırıldı. Meslek liselerimiz devamlılığı sağlamak için de çalışıyorlar. Tüm bu uygulamalar kapsamında fedakârca çalışan okul müdürlerimiz, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizin gayretleri çok kıymetli. Paydaşlarımız da büyük bir hassasiyet göstererek destek veriyorlar. Emeği olan herkese çok teşekkür ediyorum.

Ermetal Şirketler Grubu Kurucusu Fahrettin GÜLENER
Meslek Liselerimizin durumu son 20/30 yıldan beri iyice dibe vurmuş haldedir.. Liyakat esasına göre görevlendirmeye özen gösterilmediğine dair inancım her zaman vardır. Fakat 2009 yılında yapılan büyük bir hata olarak; Teknik öğretmen eğitimleri tümden durdurulmuştur. Yerine konulmaya çalışılan üst seviye kolejler ne yazık ki beklendiği gibi olamamıştır. Kısacası EML ve benzerlerinde endüstrinin beklediği işe uyumlu ve beceriye yatkın gençlerimizi göremiyoruz. MEB son dönemde pragmatik olacak bir çok çare ve çözümler getirmiştir! Ancak; üretimin kitlesel yapılabilmesi çok yazık ki unutulmuş haldedir. Aynı durum MYO ve Fakültelerimizde mevcuttur. Bu konu başlıklarının sahipleri makam ve kurum olarak bellidir fakat netice itibariyle ihracatımızın değil yükselmesi, hızla eksiye gitmesini hep beraber izliyoruz. Çünkü katma değeri yüksek ürünlerin imalâtı için aranan eleman yeterliliği çok kötü durumdadır.
2Geçmişten bu yana görev yapan Milli Eğitim Bakanlarımız ne yazık ki (bu dönem hariç) Mesleki Eğitim Sisteminden getirilmemiş ve ülkemize verilen zarar ölçülememiştir. Devlet yapısında süre gelen “geç farkındalık” ülkemizi daima geriye götürmektedir. Benim milletvekili dönemimde dahi MEB Bakanı meslekten gelen kişi olmamış, fakat; siyasi kaygılarla görev verilmiştir. O dönemin maksimum hatası; MYO okullarına giriş için sınav kısmı göz ardı edilmiş olmasıdır. 900 adet MYO çöplüğünü kime haykırayım ben şimdi?
Fabrikalar ihracat atağına kalkıp köklü bir yapılanma inşa ederken EML – MYO – FAKÜLTE… hiç birinden işi bilen ve yapabilen işgücü bulamamaktadır. Sanayicilerin gözbebeği bir BUTGEM mevcuttur. Bursa’mızın övüncü olan bu “vakıf eğitim sistemimizin” çoğalması özlenmektedir. Dernekler daima bu konuyu ele alırlar ve aylarca yazıp çizerler. Fakat böylesi masraflı ve özverili bir konuya el atamazlar…
Bırakın mesleklerin özendirilmesini, biraz olsun el becerisini sağlayacak eğitim gayretlerini göremiyoruz ne yazık ki. “HERŞEYİ DEVLET BİLMEZ” prensibinden hareketle sanayici iş ve meslek adamları çözümcülük arayışlarına çok daha geç kalmadan yönelmelidir. Herkes yetişmiş adam arıyor fakat bulamıyor! Bu devletin tek başına suçu olamaz. “Kendine yardım etmeyene Allah’ da yardım etmez”
Kurum içi eğitimlerde otomotiv sektörünün zorladığı hayırlı eğitimler sürekli yapılmaktadır. Bu sektörde WCM şampiyonluğumuz ve dünya klasmanın 6.lık ödüllerimiz vardır. Ana sanayicilerimizin her birinin kendi disiplinine dayalı ağır ve zorunlu eğitimleriyle ülkemizin adını topyekûn sektör firmalarımızla yüceltmekteyiz. Diğer sektörlerde durumumuz “Salı pazarı” gibi dersem, dostlar hoş görsünler lütfen..
6. Son söz adına cümle kurmakta zorlanıyorum! “Herkes her şeyi biliyor; kimse bir şey yapmıyor” dersem yanlış olamayacaktır. Çıraklıktan gelme meslek adamıyım. Çok güçlü bir EML eğitimi almışlığım var. Üniversitemi de gündüz çalışıp gece okuyarak tahsil ettim. 48 yıllık bir sanayiciyim. “ HAYKIRASIM GELİYOR!!”

NOSAB YK Üyesi Hakan GÜNDOĞDU
Türkiye’de, lise düzeyinde mesleki eğitim hak ettiği önemi göremiyor. Bunda, meslek liselerinin nitelikli olarak adlandırılan okulların alternatifi olamamasının bir rolü olduğunu söyleyebiliriz. Öğrenciler ve aileler meslek liselerine karşı önyargı taşıyor. Oysaki mesleki eğitimin, ülkemizde sinai kalkınmanın sağlanması için ana unsurlardan biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü mesleki eğitimin nitelikli olması ve sanayi kuruluşlarının ihtiyaçlarına yönelik personel yetiştirilmesi gün sonunda üretimin niteliğini ve ihracat hacmini etkiliyor. Türkiye’de, özellikle meslek liselerinde, verilen mesleki eğitimle kurumların ihtiyaçları genel itibariyle birbiriyle örtüşmüyor. Bu noktada hem Milli Eğitim Bakanlığı’na hem sivil toplum kuruluşlarına hem de organize sanayi bölgelerine görev düşüyor. Organize sanayi bölgeleri ve meslek kuruluşları müfredatın belirlenmesinde etkin rol alırsa, sanayiyle uyumlu bir mesleki eğitim sağlanabilir. Öte yandan fiziki koşulları uygun olmayan meslek liselerinin çağın gereklerine cevap verebilen cihazlardan da yararlanabilmesi gerekiyor. Bu konuda da yine işbirliğinin önemli olduğunu düşünüyorum. Son olarak, öğrencilerin meslek liselerini tercih etmeleri için istihdam konusunun mutlaka gündemde tutulması gerektiğini belirtmek istiyorum. Bunun sağlanması için de sanayi ve okullar arasında doğrudan işbirliği sağlanabilir. Mesleki eğitimi ne kadar güçlendirip tercih edilir hale getirebilirsek, ülke ekonomimiz de o oranda gelişecektir. Bu sebeple, mesleki eğitim bahsettiğim tüm kurum ve kuruluşlar için ehemmiyetle üzerine gidilmesi gereken bir konudur.

BOSİAD YK Başkanı Rasim ÇAĞAN
Mesleki eğitimin Türkiye’nin geleceği olduğuna inanıyoruz. Kalkınmada sürekliliğinin sağlanması ve ihtiyaç duyulan nitelikli işgücü potansiyelinin oluşturulmasında mesleki ve teknik eğitim büyük önem taşıyor. Biz BOSİAD olarak ülke ekonomisine nitelikli iş gücü yetiştiren bu okulların son yıllarda azalan itibar ve önemine dikkat çelmek, bu konuda farkındalık yaratmak adına bir tohum ekerek yola çıktık. Bu farkındalığı da yaratmayı başardığımızı düşünüyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığı ile imzaladığımız protokol sonrası, sanayi bölgemiz sınırları içinde bulunan Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin proje partneri olduk. Ulusal bazda farkındalık yaratılılmasına katkı sağlamak ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilmemiz sonrası, artık harekete geçme zamanınıydı. Amaçlarımızdan bir tanesi, sanayinin ihtiyaçlarına vakıf, bilgisini ve kurgusunu devamlı güncelleyen bir eğitim ortamı yaratılmasına katkı sağlamak. Bunun için değerli öğretmenlerimizi zaman zaman okulun dışına çıkararak endüstri ile vakit geçirmelerini sağlıyoruz. 
Okul altyapısını güncel tutarken, bir başka amacımız da okul sonrası iş dünyasının beklentilerini çok iyi anlayan ve eğitim süresince bu beklentilere göre kendini hazırlayan, öğrenen öğrenciler yetiştirmek. Bunun içinde öğrencierimizi sadece iş insanları ile değil, kendilerine rol model edenebilecekleri, kendileri de mesleki okullardan mezun olmuş başarılı sanayi çalışanları ile buluşturuyoruz.
Bunun yanında, öğrencilerimizi üye şirketlerimize davet ediyor ve tecrübelerimizi, bilgilerimizi onlarla payalaşıyor, okulda öğrendiklerini gerçek ortamda da tatbik edebilmelerine imkan sağlıyoruz.
Tüm bu statik değerleri yerine getirirken, sadece üreten bireyler değil, yaratıcı ve yenilikçi düşünce yapısına sahip, girdiği çalıma ortamında işbirliği yapabilmek için sağduyu ve empati yeteneğine sahip bireyler olmalarına çaba gösteriyoruz. Bu konuda kişisel gelişim uzamanı duayenlerden de destek alıyoruz. 
BOSİAD olarak okulumuzda bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalar ise şunlar oldu: Mesleki gelişime dönük okul için eğitim/seminer programları, yarışmalar, öğretmen eğitimleri, BOSİAD desteğiyle organize edilen teknik geziler ve fuar ziyaretleri yapıldı. Alanlarında uzman kişilerin okulda öğrencilerle buluştuğu “Meslek Erbapları ile Buluşma” etkinlikleri düzenlendi. İş hayatına atılmaya hazırlanan öğrenciler; sınıf, atölye ve laboratuvar ortamında BOSİAD üyesi şirketlerde kendi alanlarında başarı sağlamış beyaz ve mavi yaka çalışanlarla bir araya geldi. BOSİAD üyesi işletmelerde staj imkânı gibi mesleki gelişim desteklerinin yanı sıra öğrencilerimize burs desteği verildi. Sosyal ve kültürel faaliyetlere katkı sağlandı. BEBKA Mali Destek Programı kapsamında desteklenen Atatürk MTAL’deki Endüstri 4.0 Laboratuvarı projesinin eş finansmanının yanı sıra, projeyle ilgili fiziki alanların inşası BOSİAD üyesi sanayiciler tarafından gerçekleştirildi. 
Kalkınmış ve refah düzeyi yüksek bir ekonominin geleceğinin eğitimden ve bilgiyle donatılmış gençlerin yetiştirilmesinden geçtiğini unutmamalıyız. Bunda da mesleki eğitimin payı çok büyük. Milli Eğitim Bakanlığı’nın nitelikli işgücünü Türkiye ekonomisine kazandırmaya yönelik çok önemli çalışmaları bulunuyor. Tabii ki bu tek başına değil, güçlü işbirlikleri ile olur. Burada da sanayiye, bizim gibi sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşüyor. İşte o zaman etkili, sonuç odaklı ve kalıcı çözümler bulunabilir. Biz sanayicilerin ve sektörlerin ihtiyaç ve beklentilerini ön planda tutarak sistemi kurgulamak da çok önemli bir konu. İstihdam olanakları, diplomanın değeri doğru anlatılmalı ve verilen eğitimin kalitesi daha da yükseltilmeli. 

BEKSİAD YK Başkanı Ömer YILDIZ
Meslek okullarında okuyan öğrenciler sanayiye veya iş yerlerine geldiklerinde çok yetersiz olduklarını görüyoruz. Bunun önemli sebebi ise maalesef meslek liseleri, yüksekokulları ile sanayinin yeterli irtibat halinde olmamasıdır. Son dönemde bu manada önemli adımlar atılmaya başlandı. Biz de sektörel bir STK olarak bizim çocuk giyim sektörüyle ilgili okullarda okuyan çocuklarımızın daha nitelikli, okullarını bitirdiklerinde teorik bilginin yanı sıra pratiğin de oluşması, en azından bir işyerinde göz dolduran bir iş hakimiyetine sahip olmaları, mesleki bilgiye sahip olmalarını önemsiyoruz. Bu manada meslek liselerimiz ve yüksekokullarımız ile diyaloglarımız var hatta çocukların ana programlarının dışında biz de bu tür eğitimleri almalarını istiyoruz şeklinde taleplerimiz var. Onlar da bu konuda bizim gibi yaklaştıkları için önümüzdeki dönemde meslek liselerinden mezun olan arkadaşlarımızın daha nitelikli daha yetişkin hale geleceğini ümit ediyorum. 

Daha nitelikli iş gücünün yetişmesi ve bunun elde edilmesi tabii ki ülkemizin eğitimini ve sanayimizi güçlendirecektir. Firmalarımız daha özgün üretimler yapabilecektir. Dolayısıyla bunun bir üniversite veya meslek okulu bir öğrenci bir de fabrika ayağı var. Dolayısıyla birbiriyle yakın ilişkisi olan bu ayağı birlikte harekete geçirmek lazım. Öğrencilerimi motive edip meslek okullarımızın programlarını sanayideki ihtiyaca yönelik planlayıp firmalarımız stajlarında öğrencilere destek olup gelişmeleri için önlerini açarlarsa yeterli işgücü oluşur. Dolayısıyla bu ayağın her birinin kendi üzerine düşen vazifeyi elinden geldiğinde en iyi şekilde yapması gerektiğini düşünüyoruz. Böylece sanayi gelişecek, iş gücü artacak ve evlatlarımız daha iş sahibi olacaklar.

Öğrencilerimize, meslek liselerine özendirme adına yapılan çalışmalar, bırakın özendirmeyi, uzaklaştırmak için bir dönem ülkemizde her şey yapıldı. Son 10-15 yılda devir tersine döndü. Artık meslek liseleri de eski itibarını kazandı. Gençlerimizin algısını değiştirmek onları meslek liselerine döndürmek için yeterli çaba sergilenmiyor. Bu konuda daha gayretli olmalıyız. Biz liselerden başlayarak öncelikle Bursa Necatibey Kız Meslek Lisesi’nde Çocuk Moda Tasarımı bölümünün açılmasını sağladık. Okulumuzla güzel bir işbirliği gerçekleştirdik. Bu bölümü açmakla kalmayıp öğrencilerimizin tercih etmesi için kariyer günleri düzenledik. Yiğitler Meslek Lisesi’nde de kariyer günleri düzenleyerek eğer bizim sektörümüzde çalışmayı düşünüyorlarsa, onları nelerin beklediğini nasıl hazırlanmaları gerektiğini ve iş potansiyelini onlara anlatmaya çalıştık. Yine Uludağ Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’ndaki Çocuk Moda Tasarımı Bölümü’nde kariyer günleri gerçekleştirdik. Sektörümüzün önemini anlattık. Gittiğimiz her okulda gençlerin bizi büyük bir dikkatle dinlediğini gördük. Bir okul bitirmek değil de bu okulu bitirdiğinde öğrendiği mesleği hayatında uygulayabileceği, çalışabileceği bir sektör ve hak ettiği karşılığı alabileceği bir iş alanı olmasını gençlerimiz önemsiyor çünkü ülkemizde ciddi sayıda lise ve üniversite mezunu işsiz ordusu var. Genel olarak teşvikler hala yeterli değil ama biz sektör olarak gençlerimizi bu yola teşvik ediyoruz. Sektörümüzün de nitelikli gençlere ihtiyacı var.

BEKSİAD’ın kuruluş amaçlarından biri de eğitim faaliyetleri. BEKSİAD Akademi’yi kurduk burada asıl amacımız iç eğitimleri gerçekleştirmekti. Biz eğitimleri iç ve dış eğitimler olarak iki ana başlık altında ele alıyoruz. BEKSİAD üyesi firmalarımıza yönelik, onların çalışanlarına yönelik eğitimler ve firmalarımızın yöneticileri ve sahiplerine yönelik eğitimler, firmalarımızın kurumsallaşması adına düzenlediğimiz eğitimler var. Bu amaçlar geçtiğimiz yıl 70’in üzerindeki firmamıza 178 kişinin katıldığı eğitimler gerçekleştirdik. Bir de dış eğitimlerimiz var. Burada da sektörümüze katkı vereceğini düşündüğümüz meslek okullarıyla ilgili eğitimler var. Dolayısıyla biz BEKSİAD olarak sektörümüzün gelişmesi, sektörümüzün kendi içyapısını daha da geliştirip firmaları bir adım daha öteye taşıması, pazarlama konusunda daha bilinçli davranması gibi ürün hazırlama, tasarım, kreasyon gibi çeşitli konularda sektörümüze yönelik BEKSİAD Akademi çatısı altında eğitimler gerçekleştirdik.
Son olarak yeni bir heyecanla, güç birliğiyle yayın hayatına devam eden EKOHABER’e bundan sonraki yayın hayatında başarılar diliyorum. Bursa ekonomi dünyasının sesi soluğu olmaya devam edeceğine inanıyorum. Biz de bu manada EKOHABER’e her zaman destek olacağımızı belirtmek istiyorum. EKOHABER camiasına kolaylıklar ve başarılar diliyorum. 

NİLSİAD YK Üyesi Mustafa DAYANIKLI
Mesleki eğitim seviyesi maalesef istenen düzeyde değildir. Bu seviyenin üst seviyelere çıkartılması için; meslek liseleri merkezi yerleştirme sınavı ile üstün yetenekli ve meslek edinmek isteyen öğrencilerin ve elbette velilerinin dikkati çekinmelidir. Bunu yanı sıra meslek lisesi mezunlarının mezuniyetlerinden belli süre sonra ayrıcalıklı bir asgari ücret ile desteklenmesi ile mesleki ve teknik liselere talep arttırılmalıdır.
Tüm meslek ana branşları ile alt branşların gerek mesleki ve teknik lise mezunlarının ile gerekse de açılacak kursları başarı ile tamamlayanların lisanslanması yani belgeli hale getirilmesi sağlanmalıdır. Lisans sahibi olmayanın bireysel iş yapışı veya bir işletmede çalışmasının önüne geçilmesi ile mesleki eğitime yönelim artacaktır toplum nazarında daha değerli hale gelecektir.
İlköğretimde tüm öğrencilerin her yıl en az bir sanayi tesisini ziyaret edip üretim süreçlerini daha çocuk yaşta görmesini sağlamalıyız. Rulo saçın girip otomobilin banttan çıktığını gören çocuk meslek seçiminde üretime yönelimlerin artmasını sağlayacaktır. Bu kapsamda OSB yönetimleri ile il/ilçe mili eğitim müdürlükleri bir işbirliğine gidebilir.
Kurum içi eğitimler çoğunlukla okul eğitim müfredatlarında olmayan konularda verilmektedir. Kalite sistem yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği, ilk yardım vb. konularda kurum içi eğitimler verilmektedir. Bunun yanı sıra teknolojinin ilerlemesi ile birlikte mesleki yeteneğin arttırılmasına yönelik bazı eğitim ve kurslar gerek kurum içi gerekse kurum dışı organize edilmektedir.

Faveo Eğitim ve Danışmanlık Genel Müdürü Barış GÜL
Türkiye belirlediği vizyon çerçevesinde 2023 hedeflerinin içine aynen şöyle bir hedef koydu. “Orta ve Yüksek Teknolojili Ürünlerle Avrasya’nın Üretim Üssü Olmak” nasıl? ve kimle?” İşte biz bu soruların cevaplarını hızla yanıtlamamız gerekiyor. Nasıl mı? Meslek liselerinin müfredatlarını hızla üretimin beklentilerine entegre ederek. Meslek liselerinin sayılarını arttırarak, meslek liselerini tercih edilebilir hale dönüştürerek, iş dünyasının meslek liselerine maddi manevi destek vermelerini sağlayarak. Bu ülke, her kademe üretim yapabilme yeteneğine sahiptir. Pandemi döneminde bunu çok net görebiliyoruz. Dev markalara üretim yapan tesisler anında maske, solunum cihazı, vb. ürün üretmeye evrildi. En alt seviyede üretim yapabilecek çalışan yapısına sahibiz. Ama bu bize yetmiyor, yetmez, yetmeyecek. Ülke olarak geleceğin dünyasında söz sahibi olmak istiyorsak, mutlaka ara kademe için meslek liselerine, fikir ve proje üretimi için teknik üniversitelere öncelik ve ağırlık vermek zorundayız. Bu yapıyı devlet tek başına sahiplenemez. Ebeveynlerden, gençlere, devlet kurumlarından STK’lara, işletmelerden, eğitimcilere. Ben bunu ülkenin geleceği için Kurtuluş savaşı olarak görüyorum. Ama şunu da unutmayalım ki kimse tek başına savaşı kazanamaz. Birlik olacağız, planlı olacağız, hep birlikte kazanacağız.
Şirketler ve eğitim kurumları et ve tırnak gibi birbirinden ayrılamaz. İşletmeler dünyanın gelişimini, tüketim trendlerini en ince noktasına kadar araştırmalı, gelişim ve dönüşüm planlamasını bu öngörüye göre yapmalı ve eğitim kurumlarından beklentileri devlet kademelerine vakit kaybetmeden aktarmalıdır. Bursa’nın özelinde bakarsanız bunu başarmaya çok yakınız. Çoşkunöz Holding, Eğitim Vakfı ile müthiş işler yapıyor, Ermetal A.Ş yıllardır bu eğitim-özel sektör birlikteliğinde öncülük ediyor. Daha birçok şirketimiz bütçe ve emek harcıyor. Ama dediğim gibi tek taraflı olmuyor. Ülkemizin çok acil nitelikli ve yetkinlikleri yüksek çalışan profilini arttırmaya ihtiyacı var. 

Öğrenciler üretmeye değil de daha çok tüketmeye özendiriliyor gibi geliyor bana. Bu sadece lise değil üniversite öğrencilerin ve mezunlarında da kendini göstermeye başladı. Fabrika da çalışmayı tercih etmeyen bir nesil geliyor. Bu durumu sosyolojik mi dersiniz, psikolojik mi dersiniz bilmiyorum ama acilen incelenmesi ve önlem alınması gerekiyor.
Kurum içi eğitimler her şirket için önemli olduğu gibi bizim işletmemiz için de önemli. Teknolojinin hızlı gelişimine endeksli olarak beklentiler çok hızlı değişiyor. Bu değişime ayak uydurabilmek çok önemli. Yoksa bir süre sonra zaten kimse sizi hatırlamaz. 

Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Ahmet Aydın AKYOL
Mesleki ve teknik eğitiminde hem lise hem de lise üstü eğitim seviyesinde de istediğimiz noktanın uzağında bir gerileme olduğunu gözlemliyoruz. Bu seviyenin daha üst noktalara taşınabilmesi için çocukların öğrenim hayatı boyunca iyi gözlemlenmesine, teknik eğitime yatkın bu alanda öğrenim görmeye hevesli öğrencilerin mesleki eğitime yönlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ayrıca teknik eğitimci yetiştiren fakültelerin eğitim programlarının da eğitim kalitesinin de bu gerilemeyi durdurarak ileriye götürebilecek seviyeye getirilmesi gerekmektedir. Üniversite sayısını arttıralım derken niteliği kaybetmemeliyiz.
İş dünyası ile eğitim kurumları ortak hareket ederek meslek okullarındaki müfredatın, sanayinin ihtiyacını karşılayacak düzeyde olup olmadığını tespit etmesi gerekiyor. Eksik görülen konularda gerekli düzenlemelerin yapılması için de harekete geçmeliyiz. Bu konuda YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın yanı sıra sanayi temsilcileri ile müfredat hazırlayıcılarının bir araya gelebileceği ortak toplantıların düzenlemesi faydalı olacaktır.
Öğrencilere meslek eğitimini özendirici yeterli bir çalışma yapılmıyor. Bu konuda kamu spotlarıyla mesleki eğitim özendirilebilir, mesleki eğitime yönelecek gençlere teşvik amacıyla burs vb. verilebilir. Sivil toplum örgütleri, ticaret ve sanayi odaları ilköğretim çağındaki öğrencilere mesleki eğitime yönlenebilmeleri için tanıtım faaliyetleri yürütebilir.
Kurum içi eğitime önem veriyoruz. Yeni bir makine alındığında, teknoloji ve iş yürütüm şekillerinde değişiklik olduğunda, iş sağlığı güvenliği konularında, kalite ve hijyen bilincinin arttırılması ve kişisel gelişim konularında iç eğitmenlerimiz vasıtasıyla kurum içi eğitimler yapıyoruz.
Geniş bir zamanda tüm yönleriyle ele alınması gereken mesleki eğitim konusuna sormuş olduğunuz sorulara kısa cevaplar vererek katkı sunmaya çalıştım. EKOHABER Gazetesi olarak bu konuda sanayi ve eğitim kuruluşlarının bir araya geleceği bir zemin oluşturabilirseniz konuyu derinlemesine inceleriz diye düşünüyorum.


MEKLAS Genel Müdürü ve USİGEM YK Üyesi Selçuk ÇELİK
Mezun olduğum Uludağ Üniversitesi, üniversite – sanayi işbirliği konusunda USİGEM – KUSİ çalışma konseyini kurdu. Burada gönüllü bir şekilde görev alıyorum. Bana göre bu çalışma konseyinin en önemli çıktılarından bir tanesi 2244 Sanayi Doktora Programı. TUBİTAK’ın desteklediği bu projede Uludağ Üniversitesi 19 farklı proje ve 77 doktora öğrencisiyle ilgili onaylanmış projeler oluşturdu. Bu rakama Türkiye’de birçok üniversite ulaşamadı. Bu durum şehrimizde üniversite ve sanayinin ne kadar iç içe olduğunun önemli bir göstergesi.
Konseyde düzenli olarak yaptığımız toplantılarda firmaların faaliyetleri hakkında bilgilendirmelerin yanı sıra, üniversitenin bölümleri ve öğrenci kulüplerinden de sunumlar dinliyoruz. Her hafta bir firma ziyareti yaparak, üniversitedeki akademisyenlerin, firmaların faaliyetleri hakkında bilgi almaları ve firmalardaki stajyer ve yönetici adaylarını yetiştirmeleri yönünde işbirliği imkanlarını değerlendiriyoruz.
Yönetim Kurulu Üyesi olduğum BOSİAD çatısı altında, mesleki eğitimle ilgili Türkiye’de ses getiren bir projeye imza attık. Özellikle meslek liselerine dikkat çekmek amacıyla, bir rap müzik klipi çektik. Bu video ulusal kanallarda yayınlandı. Bununla beraber BEBKA desteğiyle Atatürk MTAL’de hidrolik, dinamik ve elektronik eğitim laboratuvarının kuruluşunu gerçekleştirdik. Burada öğrenciler pratik uygulama beceresi kazanıp, bu becerileri gelecekte iş hayatlarında uygulayabilecekler.
Bence üretici olmak bambaşka bir haz. İş hayatına yeni atılan gençler maddiyat odaklı düşündükleri zaman bir AVM’de ya da mağazada çalışmayı tercih edebiliyorlar. Fakat uzun vadede bir meslek sahibi olmak, ekonomik olduğu kadar manevi bir tatmin de oluşturuyor. Bu yüzden gençlere kısa vadeli değil orta ve uzun vadeli planlar yapmalarını tavsiye ediyorum. 

Tophane MTAL Müdürü Murat TAŞDELEN
Ülkemiz genelinde Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı toplam 3657 okul/kurum bulunmaktadır. Bu okullar tür itibariyle dağılımı: 2430’u Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL), 726’sı Çok Programlı Anadolu Lisesi (ÇPAL), 328’i Mesleki Eğitim Merkezi (MEM), 87’si Güzel Sanatlar Lisesi (GSL), 85’i Spor Lisesi (SL) ve 1’i de Akşam Sanat Okulu (ASO) olarak bulunmaktadır. Bütün bu okul ve kurumlarımızda öğrencilere mesleki eğitime dönük bilgi ve beceriler kazandırılmaktadır. Bu okullarımızda ülke genelinde toplam 55 alan ve 203 dalda eğitim verilmektedir.
Bursa ilinde mesleki ve teknik eğitim veren okul/kurum sayısı 100 olup bunların 86’sı MTAL, 4’ü ÇPAL, 7’si MEM, 1’i GSL ve 2’si SL’dir.
Bursa’da mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinden Tophane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 1868 yılında kurulmuş olup bu yıl 152. yaşını kutlamaktadır. Hâlihazırda bu okulumuzda 220 öğretmen, 2500 öğrenci bulunmakta ve 10 alanda eğitim öğretim faaliyeti yürütülmektedir.
Mesleki ve teknik eğitim veren okullarımızdaki öğrencilerimize verilen eğitim sektörün ihtiyaçlarına uygundur. Ancak bu eğitimin daha üst seviyelere taşınması için şunlar yapılabilir: 
1- Okul-sektör iş birliğiyle artırılabilir.
2- Öğrenci eğitimlerinin yanı sıra öğretmen eğitimlerine de önem verilebilir. (Çünkü öğretmenler güncel teknoloji ve bu teknolojinin kullanımı konusunda eksik kalabiliyorlar.)
3- Beceri eğitimleri büyük ölçüde işletmelerde yapılabilir.
Ülkemizde meslek standartlarını belirleme yetkisi 2006 tarihinde 5544 sayılı Kanuna dayalı olarak kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumuna (MYK) aittir. Bu kurumun temel görevlerinin başında meslek standartlarının belirlenmesi geliyor. Bu kurum çok boyutlu paydaşların bir araya gelmesiyle çalışmalarını yürütüyor ve meslek standartlarını belirliyor. Sektör temsilcileri de bu kurumda temsil edilmektedir. Ancak burada karar mekanizması ağır işlemesi bir sorun olarak görülebilir. Bu kurumun çalışmalarına yön vermek ve ışık tutmak adına yerelde meslek okulları ile sektör temsilcileri iş birliğinde meslek standartları konusunda ortak çalışmalar yapılabilir. Okullar ile işletmeler olanaklarını, özellikle AR-Ge merkezlerini birbirlerine karşılıklı olarak ortak kullanıma açabilirler.
Öğrencilere, mesleklerin ve sanayinin özendirilmesi adına yapılan çalışmaları yeterli bulmuyoruz. Daha fazla genci üretim alanına çekmek için atılması gereken adımlar şunlar olabilir:
a) Ortaokullarda öğrenciler liselere yönlendirilirken, öğrencinin ilgileri, becerileri ve başarıları titizlikle incelenmeli ve sağlıklı bir şekilde doğru okul türlerine yönlendirilmelidir. Aynı zamanda öğrenci velileri de bu konuda bilgilendirilmelidir.
b) Farkındalığı artırmak adına mesleki ve teknik eğitimin tanıtımı daha etkin yapılabilir.
c) STK’lar ve işveren meslek örgütleri daha fazla inisiyatif alarak mesleki eğitimin içine dahil olabilir. Daha fazla sorumluluk alabilir ve bu konuda maddi ve manevi bedele talip olabilirler.
d) Bazı temel bilgi ve beceriler okulda verildikten sonra beceri eğitimi için öğrenciler daha uzun süreli olarak işletmelere gönderilebilir. 
e) İş birliği protokolleri artırılabilir. Bu protokoller şekli olmaktan çıkarılarak somut faaliyetleri içerebilir. Bu faaliyetlerde öğrenci, öğretmen, okul ve işletme için ayrı ayrı kazanımlar belirlenebilir.
f) Öğrencilerin meslek okullarını tercih ederek burada kendilerine bir gelecek planlaması yapabilmeleri için işverenler ve işveren temsilcileri tarafından burs, staj imkanı ve istihdam garantisi gibi konularda destek sağlanması gerekir. 
g) Akademik başarısı yüksek öğrencilerin meslek okullarını tercih etmesini sağlamak ve bu okullardaki insan kaynağının niteliğini artırmak için meslek lisesi mezunlarının istihdamında öncelik tanınması ve bu kitleye yönelik mutlaka asgari ücretin üzerinde bir ücret politikasının hayata geçirilmesi gerekir.
Mesleki ve teknik eğitim konusunda yaklaşık 4 yıl Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünde İl Koordinatörü olarak görev yaptım. Mesleki ve teknik eğitimin il planlaması ve sektör işbirliklerinde etkin olarak görev aldım. Konu hakkında geniş bir literatür ve birikime sahibim. Sayfada yer kısıtlaması olduğundan fazla bir şey yazmıyorum. Ancak mesleki ve teknik eğitimle ilgili olarak 2016 yılında yaptığımız geniş çağlı büyük bir çalışma var. Bu çalışmanın koordinatörlüğünü bizzat yaptım. Tüm süreçlerinin koordinatörlüğünü gerçekleştirdim. Detaylı bilgi almak isterseniz aşağıda paylaştığım linkten söz konusu çalışmaya ulaşıp inceleyebilirsiniz.
Çalışmanın Adı: Mesleki Eğitimde Bursa Modeli
Link: https://bursa.meb.gov.tr/dosyalar/BursaModeli.pdf

OİB MTAL Müdürü Metin SEZER
Üreten Türkiye’nin gelişen sanayisini sürdürülebilir kılması ve dünya ile entegre etmesi, güncel teknolojiyi kullanımı ve dinamik insan kaynaklarıyla doğrudan ilişkilidir. Meslek liselerinde verilen eğitimin yeterli veya yetersiz şeklinde sorgulamanın öncesinde, bu okullarımızı tercih eden öğrencilerimizin nasıl geldikleri, tercih sebepleri ve hedeflerini incelemek daha yerinde olacaktır. Gelecek adına, ülkeye katacağı hizmetler ve teknik konularda hayalleri olan çocuklarımızın meslek liselerini tercih etmesi son derece verimli sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle ATP programlarından mezunlarımızın kendi alanlarında lisans eğitim oranları dikkat çekmektedir. Mesleki ilgi ve becerisi yeterli olan çocuklarımız da mezuniyet sonrası sektörde istihdam edilmektedir. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki, her mezunumuz istediği taktirde kendi alanında istihdam edilebilir, şartlar buna çok müsait. Bizim asıl sorunumuz meslekle ilgisi olmayıp başka alanlara eğilimli çocuklarımızın herhangi bir sebeple okullarımızda okumak zorunda kalmalarıdır. 


Son yıllarda sektörle yapılan işbirliklerinin çoğalması, zorunlu staja ilave olarak çocuklarımızın sektörle daha fazla bir araya gelmesi ve eğitim ortamı olarak işletmelerin üretim alanlarını kullanmasını arttırdı. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün tüm ülkeye örnek olacak fark oluşturan çalışmaları ile çok sayıda işbirlikleri geliştirildi. Öğretmen eğitimleri, öğrencilere yönelik çalışmalar ve okullarımızın kapasite artırımları gerçekleşti. İlimizdeki sanayi odaları, holdingler bünyesinde kurulan eğitim vakıfları ve ar-ge merkezleri ile yapılan ortak çalışmalarda, mesleki eğitimin geliştirilmesi, yeni bakış açıları ve yönetim yaklaşımları çalışmaları yapılmaktadır. 


Meslek liselerinde nitelik artırma amacıyla, Ar-Ge merkezlerinin oluşturulması, öncelikli olarak ortaokul öğrencilerine açılması, birlikte proje geliştirme çalışmaları, fark oluşturan geleceğe yönelik mesleklerle ilgili çalışmalar yapmak okullarımıza ilgiyi arttıracaktır. Sanal gerçeklik uygulamaları, mobil uygulamalar, yapay zekâ uygulamaları, robotik çalışmaların yaygınlaştırılması, siber güvenlik, 3D teknolojisinin yaygınlaştırılması (3D yazıcı Üretimi, yazılım, kodlama ve parça işleme), dron üretim ve özellik geliştirme çalışmaları okullarımız için olması gereken alanlardır. Otomotiv sanayii ana üreticilerinin olduğu şehrimizde Elektrikli Otomobil teknolojilerine yönelik proje çalışmaları (otonom araçlar, bataryalar, fren sistemleri, sensör uygulamaları) başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının teknolojide ve otomotiv sanayinde kullanılması, öğretmen ve öğrencilerinin elektrikli araç ve alternatif yakıt bilgilerinin geliştirilmesi, akıllı şehir uygulamaları önem kazanmaktadır. İlimizdeki 100 adet mesleki ve teknik eğitim veren okulumuzun her birinde bu uygulamaların farklı örneklerini görmek mümkün olmakla birlikte yeterli değildir. Sistemli bir şekilde gelişmeye ve tanıtıma ihtiyaç duyulmaktadır. Her okulumuz için, hatta okullarımızdaki her alanımızı himaye eden güçlü işbirlikleri bu çalışmalara hız kazandıracaktır. Salgın döneminde kısıtlı imkânlarla meslek liselerimizin yaptığı çalışmalar, bu okullarımızın zor günlerinde bile önemini ortaya çıkarmıştır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak bizler de durumdan vazife çıkartarak birçok çalışma yürüttük ve çalışıyoruz. Adını taşıdığımız ve ülkemizin otomotiv temalı tek okulu olmanın verdiği sorumlulukla güçlü işbirlikleri sayesinde öğrencilerimizi sektöre ve yükseköğrenime hazırlıyoruz. Bursa’mızda kurulan yerli otomobil fabrikası ile entegre olarak ilk defa okulumuzda “elektrikli araçlar” dalı açıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığımızın emri ve onayı ile program çalışmaları, atölye standart donanım ve malzemelerinin hazırlanma aşamaları devam etmektedir. Yeni açılacak meslek dalı için Motorlu araçlar alanı öğretmenlerimiz görevlendirilmiş olup, okul bünyesinde tahsis edilmiş alanda atölye hazırlık aşaması devam etekte, gerekli tüm yatırımlar Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği tarafından karşılanmaktadır. Okul merkezli Ar-Ge ofisi ve meslek alanlarındaki tasarım atölyelerinde yaptığımız faaliyetlerle öğrencilerimize inovatif fikirlerini gerçeğe dönüştürme fırsatı vermekteyiz. Gerek ortaokul öğrencilerine ve gerekse ilimizdeki liselerle yürüttüğümüz ortak projelerle kaynaklarımızı paylaşıyor, son derece verimli sonuçlar almaktayız. 
Güçlü Mesleki Eğitimle Güçlü Türkiye…
 

Güncelleme Tarihi: 07 Ekim 2020, 17:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER