Bursa NetHaber

Arıtılmayan her atıksu, karbon riskini büyütüyor

GENEL

İklim krizinin derinleştiği, kuraklık riskinin her geçen yıl arttığı ve temiz su kaynaklarının hızla azaldığı günümüzde, çevresel sürdürülebilirlik artık yalnızca doğayı koruma meselesi değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk haline geldi.

Özellikle karbon nötr hedefler doğrultusunda gündeme gelen karbon vergisi uygulamaları, kentsel atıklar, sanayi sektörü ve endüstriyel tesislerde atıksu arıtmanın stratejik önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, atıksuların çoğu zaman gözden kaçan ancak ciddi bir karbon kaynağı olduğuna dikkat çekti.

Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, “Atıksular yalnızca su kirliliği olarak değerlendirilmemeli. Arıtılmadan doğaya bırakılan atıksular, metan ve azot oksit gibi karbondan çok daha güçlü sera gazlarının açığa çıkmasına neden oluyor. Bu da işletmelerin karbon vergisi kapsamındaki emisyon yükünü ciddi biçimde artırıyor” dedi.

ARITILMAYAN HER ATIKSU, KARBON VERGİSİ RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR

Arıtılmamış atıksuların dolaylı karbon üretimine yol açtığını vurgulayan Çağlar Özçelikler, bu durumun işletmeler açısından hem çevresel hem de mali bir risk oluşturduğunu belirtti.

Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler açıklamasında “Yani arıtılmayan her atıksu, karbon vergisi riskinin büyümesi anlamına geliyor. Bu nedenle atıksu arıtma sistemleri, sadece bir çevre yatırımı değil, aynı zamanda karbon maliyetlerini kontrol altına almanın en etkili yollarından biri” ifadelerini kullandı.

MODERN ARITMA TESİSLERİ KARBON AYAK İZİNİ DÜŞÜRÜYOR

Doğru projelendirilmiş ve modern arıtma tesislerinin karbon ayak izinin azaltılmasında kritik rol oynadığını belirten Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, bu sistemlerin sunduğu avantajlara dikkat çekti ve “Gelişmiş arıtma sistemleri sera gazı salımını azaltıyor, enerji verimliliği sağlıyor ve yenilenebilir enerji entegrasyonuna imkân tanıyor. Böylece işletmeler hem çevreyi koruyor hem de karbon vergisi yükünü hafifletiyor” diye konuştu.

Atıksuyun arıtılarak yeniden kullanılmasının, dolaylı bir karbon tasarrufu anlamına geldiğini vurgulayan Çağlar Özçelikler, su–enerji ilişkisine işaret ederken de, “Arıtılan atıksuların yeniden kullanılması, yeni su temini için gereken enerji ihtiyacını azaltır. Su pompalama, taşıma ve arıtma süreçlerinde oluşan karbon salımı düşer. Geri kazanılan her metreküp su, aynı zamanda karbon tasarrufudur” dedi.

KARBON NÖTR HEDEFLER İÇİN RAPORLAMA AVANTAJI

Atıksu arıtma yatırımlarının, karbon nötr hedeflere ulaşmada firmalara önemli raporlama avantajları sunduğunu belirten Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, özellikle sürdürülebilirlik kriterlerine dikkat çekerken, “Arıtma sistemleri sayesinde emisyon verileri somut şekilde raporlanabiliyor. Bu durum, ESG ve sürdürülebilirlik raporlarında firmalara ciddi bir güç kazandırıyor ve ulusal-uluslararası karbon düzenlemelerine uyumu kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı.

Kuraklık tehdidinin her geçen gün daha fazla hissedildiğini hatırlatan Çağlar Özçelikler, atıksu arıtmanın yalnızca karbonu değil, suyu da koruduğunu belirterek, “Atıksu arıtma sistemleri hem karbon salımını düşürüyor hem de su kaynaklarının korunmasına katkı sağlıyor. Bu ikili etki, iklim kriziyle mücadelede en güçlü araçlardan biri” dedi.

Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, bugün yapılan çevresel yatırımların, yarının karbon düzenlemelerine hazırlık anlamına geldiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün atıksu arıtma yatırımı yapan işletmeler, sadece çevreyi korumuyor; aynı zamanda gelecekteki karbon vergilerine ve iklim politikalarına karşı kendilerini güvence altına alıyor. Sürdürülebilir büyümenin yolu, doğru su ve karbon yönetiminden geçiyor.”

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.